Serolojik Testler Nedir,Çeşitleri Nelerdir? - Sağlık Dünyam

Serolojik Testler Nedir,Çeşitleri Nelerdir?







 Serolojik Testler Nedir?



Serolojik testler, vücutta hastalık yapan bakteri,virüs,parazit gibi etkenleri tanımlamak,yapılan tanıyı doğrulamak,bağışıklık durumunu incelemek gibi sebeplerle kullanılır.Serolojik testler immünolojik temelli testlerdir.Yöntemi antijen ve antikorun birbiriyle verdiği reaksiyona dayanır.Serolojik testler in vitro(hücre dışı) ortamda yapılır. (Sitomegalovirüs-CMV Serolojik Testi)

Serolojik testler kolay,pratik,ekonomik olduğu için ve diğer testlere göre kısa sürede sonuç verdiği için sık kullanılan yöntemlerdendir.Ama her pozitif serolojik test  hastalığı kesinlikle göstermediği gibi her negatif test de hastalığın olmadığı anlamına gelmez.Doğrulayıcı testler yapmak gerekebilir.

Hastalık etkeninin tanımlamak haricinde, kişinin HIV pozitifliğini saptamak için ameliyat öncesi serolojik testler yapılabilir.

Yine aynı şekilde HIV,hepatit gibi doğacak bebeğin ileride de sağlığını etkileyebilecek hastalıklar için gebelikte serolojik testler uygulanabilir.

Bazı durumlarda bağışıklık sistemi hastalık etkenini tam olarak algılayamadığı için cevap veremeyecek ve serolojik test sonucu negatif çıkacaktır.Bu durumda eğer yeterli semptom varsa hekim ek testler isteyebilir hatta tedaviye başlayabilir.


Pozitif test sonucu bazen otoimmün hastalıklardaki antikorları da gösterebilir.(Otoimmün Hastalıklar)

Bu makalede serolojik test nedir,serolojik test çeşitleri,serolojik testte yalancı negatiflik ve pozitiflik sebepleri,serolojik test sonuçları ne anlama gelir gibi sorular ve daha fazlası cevaplandırılacaktır.






Serolojik Test Yöntemleri Nelerdir?



Genel olarak serolojik testler direkt veya indirekt yöntemlerle olabilir.RSV,influenza gibi virüsler direkt serolojik testlerle, sifiliz,hepatit,kızamık gibi hastalık etkenleri ise indirekt serolojik testlerle incelenir.


1-)Presipitasyon Testi



Presipitasyon hızlı çöküş anlamına gelmektedir.Presipitasyon testinde suda çözünmüş olan antijenler ile antikorların birleşip ince granüller oluşturup çökmesi gözlenir.Eğer karışım su içerisinde ve uygun antijen işe antikor reaksiyona girdiyse bir bulanıklık oluşur.Presipitasyon testi de kendi içinde bazı gruplara ayrılır:

a-)Çift Yönlü İmmünodifüzyon (Ouchterlony yöntemi)


Çift Yönlü İmmünodifüzyon Yöntemi

Bu tür serolojik testte küçük bir petri plağına dökülen agaroz jelde kuyucuklar açılır. Ortadaki kuyucuğa aranan antijene spesifik antikor, kenarlardaki kuyucuklara ise içinde antijen varlığı araştırılan hasta örnekleri ya da tam tersine ortadaki kuyucuğa bilinen antijen, kenarlardakilere ise spesifik antikor aranan örnekler konur. Porlar içeren yapıdaki agarda difüze olan antijen ve antikorlar eşdeğer oldukları bölgelerde presipitasyon bandları oluştururlar. Yaklaşık 48-72 saat içinde sonuç veren bu tür presipitasyon testi, günümüzde daha çok fungal ekzoantijenlerin ya da serumda antikorların aranması amacıyla kullanılmaktadır.

b-)Tek yönlü immünodifüzyon (Mancini yöntemi)

Tek Yönü İmmünodifüzyon Yöntemi

Bu tür serolojik testte genellikle agarın içine aranan antijene spesifik antikorlar karıştırılır. Agar üzerinde açılan kuyucuklara antijen içerdiği düşünülen örnekler yerleştirilir. Antijen pasif olarak agarda difüze olurken, antilorla eşdeğer olduğu bölgede presipitasyon halkaları oluşturur. Oluşan halkaların yarıçapı antijen miktarı ile doğru orantılıdır.

c-)Elektroforetik İmmünodifüzyon Yöntemi

Etken antijenleri genelde negatif, antikorlar ise pozitif yüklüdür.Bu tür serolojik testte antijen ve antikorların yüklerinden yararlanılarak agaroz jeldeki ortama elektrik akımı verilir ve haraketleri izlenir.Yine antijen ve antikorun karşılaştığı yerdeki presipitasyon bantlarına göre değerlendirme yapılır.Bu yöntem diğer serolojik testlere göre daha zahmetli ve pahalıdır.


d-)Nefelometrik ve Türbidimetrik Yöntemler



Türbidimetrik ve Nefelometrik Yöntemler

Sıvı içerisinde karşılaştırılan antijen ve antikorların birleşerek bulanıklık oluşturması ve oluşan bulanıklığın derecesinin belirlenmesi esasına dayanan serolojik test yöntemleridir. Türbidimetrik (transmissive) dedektörler ışığı direkt olarak görecek şekilde yerleştirilir ve bulanıklık arttıkça aranan maddenin miktarının arttığını gösterir. Nefelometrik (scatter) dedektörler ise bulanıklık nedeni ile saçılan ışığın ölçerek madde miktarını tespit eder. Oran sensörleri her iki tip sensörün sinyallerinin alınması ve orantılanmasını sağlar.

e-)Flokulasyon testi

Kullanılan antijenler tam olarak çözünebilir nitelikte değildir. Sifiliz tanısında kullanılan VDRL testi lamda yapılan bir flokulasyon testidir ve süspansiyon içinde oluşan antijen partikülerin mikroskobik olarak gözlenmesi esasına dayanır. Bu teste eklenen karbon partikülleri oluşan partiküllerin makroskobik olarak da gözlenmesini sağlar. Testin bu versiyonu RPR olarak adlandırılır.


2-)Aglutinasyon



Aglutinasyon testi, mikroskobik partiküller üzerindeki antijenlerin antikorlar ile reaksiyona girerek gözle görülebilir partiküller oluşturması esasına dayanır. Aglutinasyon yöntemi test tüplerinde (tüp aglütinasyon), cam, plastik ya da kartondan yapılan lamlarda (lam aglütinasyon), ya da jel içeren kolonlarda uygulanabilir. Antikor aranması amacıyla yapılan aglütinasyon testi “direkt aglütinasyon” ve “indirekt (pasif) aglütinasyon” olmak üzere ikiye ayrılır.Kan gruplarının tespit edilmesi aglutinasyon testiyle gerçekleşmektedir.

a-)Direkt Aglutinasyon Testi

Direkt aglütinasyona örnek olarak Brusella ve Salmonella gibi enfeksiyonlarının serolojik tanısında kullanılan “tam bakteri aglütinasyonu” ve Mycoplasma pneumoniae enfeksiyonlarının tanısında kullanılan soğuk aglütinasyon testi ve Epstein Barr Virus enfeksiyonları tanısında kullanılan Paul- Bunnel testi gibi “direkt hemaglutinasyon testleri” örnek olarak verilebilir.

b-)İndirekt Aglutinasyon Testi

İndirekt aglutinasyon testlerinde ise taşıyıcı partikül olarak 1 µm çapındaki lateks partikülleri (lateks aglutinasyon), eritrositler (indirekt hemaglutinasyon), Staphylococcus aureus’un Cowan I suşları (koaglutinasyon) ya da lipozomlar (lipozom aracılı aglutinasyon) kullanılabilir.


3-)İmmunofloresan (IFA) Yöntemi



İşaretli katı faz yöntemlerinden olan IFA, lam üzerinde yapılan ve değerlendirme için floresan mikroskoba ihtiyaç duyulan bir serolojik test yöntemidir. Bu yöntemin uygulanabilmesi için monoklonal ya da poliklonal antikorlar floresan bir boya ile konjuge edilir. En sık kullanılan boya flourescein isothiocyonate (FITC) olup, bu boya civa ya da led lambadan çıkan ışığı “elma yeşili” tabir edilen renkte floresan ışığa dönüştürerek objektife yansıtır.


a-)Direkt Flouresan Antikor Testi

Direkt Flouresan Antikor Testi


Aranan antijenleri içerdiği düşünülen örnekler formalin, metanol, etanol ya da aseton ile fikse edilir. Uygulanan bu fiksasyon ile memeli hücreleri boya için geçirgen hale gelir. Aranan antijene spesifik ve FITC ile işaretlenmiş olan antikorlar fikse edilmiş örnek üzerine eklenir. İnkübasyon ve yıkama aşamalarından sonra floresan mikroskop ile incelenir.

b-)İndirekt Flouresan Antikor Testi

Bakteri, mantar, parazit gibi mikroorganizmalar, virusla enfekte hücreler ya da çeşitli memeli hücreleri ya da doku kesitleri lamdaki özel alanlara fikse edilir. Hasta örnekleri (genellikle serum örneği) lam üzerine konarak inkübe edilir. Yıkama işleminden sonra FITC ile işaretlenmiş anti-insan antikoru (konjugat) eklenerek tekrar inkübasyona bırakılır. Yıkama işleminden sonra preperat floresan mikroskop ile incelenir. Konjugatın antijene değil insan antikorlarına spesifik olması, farklı IFA testlerinde de kullanılmasını sağlar. IFA testinin farklı modifikasyonları da yapılabilmektedir.


4-)Enzim İmmün Yöntemler (EIA)



Enzim immün yöntemlerin en sık kullanılan formu, katı fazda uygulanan ELISA (Enzyme Linked Immunosorbent Assay) olup, klinik örneklerde antijen ya da antikor aranması amacıyla kullanılabilen serolojik testlerdir. ELISA testlerinde katı faz olarak polistrenden yapılmış 96 kuyucuklu pleytler, lateks ya da manyetik boncuklar kullanılabilmektedir.Enzim immun yöntemlerde antikorun (konjugatın) işaretlenmesinde çeşitli enzimler kullanılmaktadır. Bu amaçla en sık kullanılan enzimler peroksidaz (horseradish peroxidase, HRP) ve alkalen fosfatazdır.

ELISA testleri yarışmasız (noncompetetive) ya da yarışmalı (competetive) olmak üzere ikiye ayrılabilir. Yarışmasız ELISA’da direkt yöntem, indirekt yöntem ya da yakalama (capture) yöntemi gibi farklı şekillerde uygulanabilmektedir. Direkt yöntemde her antijene spesifik bir antikorun enzimle işaretlenmesi gerekirken, indirekt yöntemde anti-insan antikorları enzimle işaretlendiğinden konjugat farklı ELISA testlerinde kullanılabilmektedir. Yarışmalı yöntem ise aranan antijen ya da antikorun enzimle işaretlenmesi ve hasta örneğindeki antijen ya da antikorla yarıştırılması esasına dayanır.


5-)Western Blot Testi



IFA ve ELISA testleri klinik örneklerde oldukça iyi duyarlılık ve özgüllük gösterseler de birçok enfeksiyon etkeni ile oluşan karmaşık antikor cevabını belirlemede yetersiz kalabilirler. Western blot testi, HIV enfeksiyonu ve Lyme hastalığı başta olmak üzere birçok enfeksiyonda hangi antijenik yapılara karşı antikor olduğunu belirleyerek doğrulama ya da destekleme testi olarak kullanılan serolojik testtir.

Western blot testi için öncelikle mikrobiyal antijenler parçalanarak, elektroforetik olarak ayrıştırılır. Ayrışan proteinler yada glikoproteinler nitrosellüloz membrana aktarılır. Nitrosellüloz membrandan kesilerek hazırlanan şeritler üzerinde test gerçekleştirilir. Şeritler uzun kuyucukları olan tepsilere (tray) yerleştirilir. Hasta serumu eklenir ve uygun sürei uygun ısıda inkübe edildikten süre yıkama yapılır. Daha sonra enzim işaretli konjugat eklenir. İkinci kez inkübasyon ve yıkama yapılır. Substrat
eklendiğinde hangi antijenlere karşı antikor varsa o antijenlerin bulundu bölgelerde bant oluşumu gözlenir.Serolojik testin değerlendirmesi gözle yapılabileceği gibi otomatize cihazlar ile de sonuç değerlendirilebilir.


6-)Kompleman Fiksasyon Testi



Kompleman fiksasyon testinde,serum içindeki antikor (eğer varsa yani test pozitif çıkacaksa) ile sonradan tüpe eklenen antijen birleşip immün kompleks oluşturur.Daha sonra bu tüplerin içine kompleman eklenir.Eğer immün kompleks oluştuysa eklenen komplemanlar parçalanır.Sonrasında tüplere indikatör (ayırt edici) hücreler eklenir.Komplemanlar yeteri kadar parçalandıysa indikatör hücreler parçalanmaz ve dibe çökerler.Bu sayede test pozitif olarak not edilir.

7-)İmmünokromatografik Yöntemler



İmmünokromatografik testler oldukça ucuz,kolay ve uzun ömürlü olabilen yararlı testlerdir.Günümüzde en sık olarak gebelik kontrolünde kullanılır.Gebelik testi çubuğu olarak bilinir.Bu çubukta numunenin damlatılacağı yer ve gözlemin yapılacağı kısım açık ve görünürdür.İlk öncelikle test yapılacak numune çubuğa damlatılır.Daha sonra konjugasyon alanı denilen kısıma ilerler.Bu kısımda örnekle reaksiyon verecek antikorlar bulunur.Eğer pozitiflik varsa bu moleküller birleşir ve gözlem kısmına ilerler.Kontrol çizgisinin yanında bir çizgi daha belirginleşir.Test sonucu en fazla 5 dakika içinde pozitifleşir.




Serolojik Testlerde Görülebilecek Yalancı Negatiflik Nedenleri



Serolojik testlerde bazı yalancı negatiflikler görülebilir.Yani hastalık yokmuş gibi gözükse de aslında etken vücuttadır.Bu durumda doğrulayıcı testler yapılır.Yalancı negatifliğin sebepleri şunlardır:

1-) İmmün Yetmezlik

HIV enfeksiyonu olan hastalar, organ transplantasyonu ya da kanser nedeni ile kemoterapi görenler, yaşlılar ya da yenidoğanlarda yeterli antikor cevabı oluşmayabilir.

2-)Antikor Cevabının Geç Oluşması

Lyme hastalığı, lejyoner hastalığı ya da HCV enfeksiyonu gibi durumlarda haftalar, hatta aylar içinde tespit edilebilir düzeyde antikor cevabı oluşmayabilir.

3-)Analitik Hatalar

Test kitlerinin ya da hasta örneklerinin çalışılmadan önce oda ısısına getirilmemiş olması, kitlerin nemli ortam, ya da uygun ısıda saklanmaması sonucu bozulması, pipetleme hataları, miyadı dolmuş kitlerin kullanılması, ELISA testlerinde son pipetlemelerde köpük oluşumu nedeni ile spektrofotometrik olarak yanlış okuma yapılması gibi hatalar yalancı negatifliklere neden olabilir.







 Serolojik Testlerde Görülebilecek Yalancı Pozitiflik Nedenleri



Bazen serolojik testlerde kişi hastalık etkeni taşıyor gibi gözükse de aslında hasta değildir.Yalancı pozitifliğin sebepleri şunlardır:

1-)Çapraz reaksiyonlardan kaynaklanan yalancı pozitiflikler

Benzer ya da aynı epitoplara sahip yapılar nedeni ile yalancı pozitiflikler görülebilir.


2-)Romatoid faktörden kaynaklanan yalancı pozitiflikler

Romatoid faktör, bazı hastalarda bulunan IgM yapısında bir antikor olup, insan antikorlarının Fc parçasına bağlanabilme özelliği gösterir. Patojene spesifik antikorlar yerine romatoid faktör bağlanması durumunda yalancı pozitif sonuçlar elde edilebilir. 

3-)Heterofil antikorlardan kaynaklanan yalancı pozitiflikler

Heterofil antikorlar farklı türler arasında çapraz reaksiyonlara neden olabildiğinden, hayvanlardan elde edilen konjugatlarla reaksiyona girerek yalancı pozitif sonuçlar oluşmasına neden olabilirler.

4-)İntravenöz immünglobulin kullanımından kaynaklanan yalancı pozitiflikler

Hastalara farklı amaçlarla verilen ve birçok bireyin plazmaları birleştirilerek hazırlanan intravenöz immünglobulin solüsyonlarının içerdiği antikorlar nedeni ile yalancı pozitif sonuçlar elde edilebilir.








Serolojik Test Sonuçları Ne Anlama Gelir?




Eğer serolojik testin sonucunda antikor pozitif (+) olarak rapor edilmişse bu vücudunuzda bir yabancı antijenin yani bir hastalık etkeninin varolduğunu gösterir.Bu hastalıklardan bazıları şunlardır:

Bruselloz

Kızamıkçık

Kızamık

Mantar enfeksiyonları

AİDS (HIV virüsü ile)

Amibiyazis   


Eğer herhangi bir antikor pozitifliğiniz bulunmadıysa sorun yok demektir.



Seroloji Test Sonuçları Ne Zaman Çıkar?



Seroloji testi artık neredeyse tüm sağlık kuruluşlarında yapılabilmektedir.Normal bir işleyişte seroloji test sonuçları 3-5 saat civarında çıkar.Ancak hastanelerin yoğunluğuna göre muhtemel olarak hastaya 1 gün sonra ulaştırılır.



Seroloji Test Örnekleri Hangi Renk Tüpe Koyulur?




Serolojik Testler Kanın Serum Kısmından Yapılır

Serolojik incelemeler kanın serum denilen kısmını elde ettikten sonra yapılır.Bunun için kanın pıhtılaşması gerekir.Yani serum eldesi için tüpte antikoagülan (pıhtılaşma önleyici) kullanılmaz.Sonra alınan kan santrifüjlenir ve serum elde edilmiş olur.Seroloji örnekleri kırmızı,turuncu veya sarı tüplerdeki kandan incelenir.









Yorum Gönder

0 Yorumlar